
Bir peyzaj alanını başarılı yapan yalnızca ilk bakışta güzel görünmesi değildir.
Gerçek başarı; doğru bitkinin doğru yerde yetişmesi, kullanılan suyun verimli yönetilmesi, bakım ihtiyacının kontrol altında tutulması ve alanın yıllar boyunca sağlıklı biçimde varlığını sürdürebilmesidir.
Bahçelerden konutların ortak yaşam alanlarına, kurumsal yerleşkelerden ticari alanlara ve geniş ölçekli peyzaj uygulamalarına kadar her alanın kendine özgü koşulları vardır.
Güneşlenme süresi, toprak yapısı, iklim, rüzgâr, kullanım yoğunluğu, sulama olanakları ve bakım kapasitesi değiştikçe peyzaj tasarımının da değişmesi gerekir.
Bu nedenle peyzaj planlaması;
“Buraya hangi bitki güzel görünür?”
sorusuyla değil,
“Bu alanda hangi bitki sağlıklı ve sürdürülebilir biçimde yaşayabilir?”
sorusuyla başlamalıdır.
University of Minnesota Extension da peyzaj planlamasında alanın nasıl kullanılacağının, nasıl bakım yapılacağının ve toprak, güneşlenme ile kullanılabilir alan gibi saha koşullarının tasarım öncesinde değerlendirilmesini öneriyor.
Peyzaj denildiğinde çoğu kişinin aklına çim alanlar, ağaçlar, çalılar ve mevsimlik çiçekler gelir.
Oysa doğru peyzaj tasarımı bundan çok daha kapsamlıdır.
Bir alanın;
birlikte değerlendirilmelidir.
Bütün bu veriler ışığında bitki türleri, çim alanlar, yetiştirme ortamı, sulama sistemi ve besleme programı planlanır.
Kısacası peyzaj bir dekorasyon çalışması değil, yaşayan bir sistemin tasarımıdır.
Bu sistemde yapılan yanlış bir seçim, ilk dönemde fark edilmese bile birkaç yıl içerisinde yüksek bakım maliyeti, aşırı su tüketimi, bitki kayıpları veya sürekli yenileme ihtiyacı olarak geri dönebilir.
Peyzajın temel ilkelerinden biri “doğru bitki, doğru yer” yaklaşımıdır.
Bir bitkinin görsel açıdan çok etkileyici olması, o alan için uygun olduğu anlamına gelmez.
University of Minnesota Extension, bitki seçiminde mevcut toprak tipine, ışık koşullarına ve alan büyüklüğüne uygun türlerin tercih edilmesini öneriyor. Bitkinin yetişme koşullarıyla alanın özellikleri örtüştüğünde bitki stresi azalıyor ve daha uzun ömürlü peyzaj alanları oluşturmak mümkün hale geliyor.
Bitki seçiminde;
iklim koşulları, sıcaklık değişimleri, güneşlenme süresi, gölge, rüzgâr, toprak özellikleri, sulama imkânları ve bitkinin erişeceği nihai büyüklük
birlikte değerlendirilmelidir.
Örneğin yoğun güneş isteyen bir bitkinin sürekli gölgede kalan bir alana yerleştirilmesi ya da yüksek su ihtiyacına sahip türlerin suyun sınırlı olduğu alanlarda yoğun olarak kullanılması uzun vadede sürdürülebilir değildir.
Doğru bitki seçimi aynı zamanda bakım ihtiyacının azaltılmasına da katkı sağlar.
USDA-NRCS kaynakları da uygun yerel ve bölgesel bitkilerin kullanılmasının su ve bakım gereksinimini azaltabilen çevreyle uyumlu peyzajların geliştirilmesine yardımcı olabileceğini belirtiyor.
Bitki ne kadar doğru seçilirse seçilsin, sağlıklı gelişim için uygun bir kök ortamına ihtiyaç duyar.
Bu nedenle peyzaj planlamasında yalnızca yüzeyde görülen bitkilere değil, bitkilerin altında bulunan toprağa da bakmak gerekir.
Toprağın;
bitkilerin gelişimini doğrudan etkileyebilir.
University of Minnesota Extension, sağlıklı bahçe toprağı için toprak analizini, organik maddenin desteklenmesini ve özellikle sıkışmış topraklarda hava, su ve besin hareketini iyileştirecek uygulamaları öneriyor.
Bu nedenle peyzaj uygulamasından önce alan koşullarının değerlendirilmesi, gerekli görülmesi halinde toprağın iyileştirilmesi veya uygun yetiştirme ortamının oluşturulması önemlidir.
Bitkinin üstünde gördüğümüz sağlık, büyük ölçüde kök bölgesinde oluşturduğumuz koşulların sonucudur.
Çim, peyzajın en çok kullanılan unsurlarından biridir.
Doğru kullanıldığında açık alanları bütünleştirir, kullanım alanları oluşturur ve peyzaja görsel süreklilik kazandırır.
Ancak her alanın tamamının çim olması gerekmez.
Özellikle üzerinde yürünmeyen, yalnızca görsel amaçlı kullanılan veya sulamanın zor olduğu alanlarda gereğinden fazla çim kullanımı su ve bakım ihtiyacını artırabilir.
Bu nedenle çim alanların;
kullanım amacı, güneşlenme durumu, iklim, toprak yapısı ve sulama olanakları
dikkate alınarak planlanması gerekir.
Çim tohumu seçimi de bu planın önemli bir parçasıdır.
Her çim türünün sıcaklık, güneş, gölge, basılma ve su ihtiyacına karşı toleransı aynı değildir. Bu nedenle yalnızca hızlı yeşeren veya görsel olarak beğenilen bir karışımı tercih etmek yerine, alanın koşullarına uygun çim tohumu veya karışımı seçilmelidir.
Buradaki temel yaklaşım yine aynıdır:
Doğru ürün, doğru alan.
Peyzaj alanlarının uzun vadeli başarısını belirleyen en önemli konulardan biri sulamadır.
Fakat iyi sulama, yalnızca daha fazla su vermek anlamına gelmez.
Amaç, bitkinin ihtiyaç duyduğu suyu ihtiyaç duyduğu zamanda ve doğru noktaya ulaştırmaktır.
EPA WaterSense, sulama sistemlerinin doğru yönetilmesinin sağlıklı peyzajın korunmasına yardımcı olurken gereksiz su kullanımını azaltabileceğini vurguluyor. Kurum ayrıca sulama zamanlamasının ve miktarının bitkinin ihtiyacına göre ayarlanmasını öneriyor.
Farklı bitkilerin su ihtiyacı da birbirinden farklıdır.
Bu nedenle yüksek su ihtiyacına sahip çim alanlarla daha düşük su ihtiyacına sahip çalı veya ağaç gruplarının aynı sulama programıyla yönetilmesi doğru olmayabilir.
Benzer sulama ihtiyacına sahip bitkilerin aynı bölgelerde gruplandırılması — hidrozonlama — sulamanın daha kontrollü yönetilmesini sağlar. EPA da benzer su gereksinimlerine sahip bitkilerin gruplandırılmasını ve uygun alanlarda mikro sulama yöntemlerinden yararlanılmasını tavsiye ediyor.
Peyzaj sulamasında yapılabilecek temel hatalardan biri, tüm alanı aynı süre ve aynı miktarda sulamaktır.
Oysa sulama ihtiyacı;
bitki türüne, toprağın su tutma kapasitesine, mevsime, sıcaklığa, güneşlenmeye ve yağış durumuna göre değişir.
Kumlu bir toprak suyu hızlı geçirirken daha ağır bünyeli toprak daha uzun süre nemli kalabilir. University of Minnesota Extension da sulama sıklığının toprağın su tutma özelliklerine göre ayarlanması gerektiğini belirtiyor.
Bu nedenle iyi bir sulama sistemi sadece boru, vana ve sprinklerlerden oluşmaz.
Sulama sistemi, peyzaj tasarımının ve bitki seçiminin devamıdır.
Bitkinin ihtiyacına göre tasarlanmalı ve mevsim boyunca gerektiğinde yeniden ayarlanmalıdır.
Çalı grupları, ağaçlar ve belirli bitki yataklarında suyun doğrudan kök bölgesine ulaştırılması önemli avantajlar sağlayabilir.
EPA, bitki yatakları, çalılar ve ağaçlarda mikro sulama yöntemlerinin kullanılmasını; püskürtmeli sulamanın ise daha çok çim alanlarla sınırlandırılmasını öneriyor.
Bu yaklaşım suyun ihtiyaç duyulan bölgeye yönlendirilmesine yardımcı olur.
Ancak hangi sistemin kullanılacağı konusunda tek bir doğru yoktur.
Alan büyüklüğü, bitki türleri, su basıncı, topografya ve kullanım biçimi birlikte değerlendirilmelidir.
Doğru sulama sistemi, alanın özelliklerine göre tasarlanan sistemdir.
Peyzaj bitkileri de diğer bitkiler gibi gelişmek için besin elementlerine ihtiyaç duyar.
Ancak burada da temel yaklaşım “daha fazla gübre” değildir.
Toprağın mevcut besin durumu, bitkinin türü, gelişim dönemi ve peyzajın kullanım amacı göz önünde bulundurularak bir besleme planı oluşturulmalıdır.
Özellikle çim alanlarda yalnızca hızlı yeşillenme amacıyla kontrolsüz gübreleme yapmak yerine, uzun vadeli bitki sağlığına odaklanmak gerekir.
Toprak analizi, bu kararların daha bilinçli verilmesine yardımcı olur. Toprağın hangi özelliklere sahip olduğunu bilmek, gerekli olmayan uygulamaların azaltılmasını ve gerçek ihtiyaçların daha doğru belirlenmesini sağlar.
Bu nedenle peyzaj uygulamasında;
toprak analizi → bitki seçimi → besleme → sulama → bakım
birbirinden bağımsız konular değil, aynı sistemin parçalarıdır.
Peyzaj projelerinde sık karşılaşılan sorunlardan biri, alanın ilk kurulduğu gün çok etkileyici görünmesine rağmen birkaç yıl içerisinde bu görünümün korunamamasıdır.
Bunun temel nedenlerinden biri bakım gereksinimlerinin tasarım aşamasında yeterince hesaba katılmamasıdır.
Her bitkinin;
gereksinimi farklıdır.
Bu nedenle tasarım aşamasında şu sorunun sorulması gerekir:
“Bu alanın uzun vadede bakımını kim ve hangi imkânlarla gerçekleştirecek?”
Kurumsal bir alan için hazırlanan peyzajla özel bir bahçenin veya büyük ölçekli ortak kullanım alanının bakım modeli aynı olmayabilir.
Sürdürülebilir peyzaj, yalnızca çevresel açıdan değil, işletme ve bakım açısından da sürdürülebilir olmalıdır.
Toprak yüzeyinin uygun organik veya diğer malç materyalleriyle örtülmesi, peyzaj alanlarında kullanılan önemli yöntemlerden biridir.
EPA'ya göre doğru uygulanan malç; topraktaki suyun buharlaşma yoluyla kaybını azaltmaya, yabancı ot gelişimini sınırlandırmaya ve toprak sıcaklığındaki dalgalanmaları azaltmaya yardımcı olabilir.
Ancak malç kullanımında da “ne kadar fazla, o kadar iyi” yaklaşımı doğru değildir.
EPA ve University of Minnesota Extension, aşırı kalın malç tabakalarının kök bölgesinde sorunlara neden olabileceğini; malç miktarının ve uygulamasının kontrollü yapılması gerektiğini belirtiyor.
Burada da temel prensip değişmez:
Doğru malzeme, doğru miktar, doğru uygulama.
Sürdürülebilir peyzaj bazen yalnızca “az su kullanan peyzaj” olarak algılanır.
Oysa konu bundan daha geniştir.
Sürdürülebilir bir peyzaj;
bulunduğu iklime uyum sağlayan, suyu verimli kullanan, bakım gereksinimi yönetilebilir olan, toprağı koruyan ve uzun vadede sağlıklı biçimde yaşayabilen bir sistemdir.
Doğru bitki seçimi bu yaklaşımın merkezindedir.
Uygun bölgesel bitkilerin değerlendirilmesi, bitkilerin su ihtiyaçlarına göre gruplandırılması, sulama sisteminin doğru tasarlanması, çim alanların kullanım ihtiyacına göre belirlenmesi ve toprağın korunması bu yaklaşımın parçalarıdır. USDA-NRCS ve EPA'nın peyzaj rehberleri de uygun bitki seçimi ile su ve bakım ihtiyaçlarının birlikte değerlendirilmesini desteklemektedir.
Sürdürülebilir peyzajın bir başka yanlış anlaşılması da “bakım gerektirmeyen bahçe” fikridir.
Yaşayan her peyzaj alanı belirli düzeyde bakım gerektirir.
Doğru tasarımın amacı bakımı tamamen ortadan kaldırmak değil;
gereksiz bakım ihtiyacını azaltmaktır.
Sürekli budanması gereken bitkileri dar alanlara dikmek, yoğun su isteyen türleri kurak bölgelere yerleştirmek veya çok büyüyecek ağaçları küçük alanlarda kullanmak ilerleyen yıllarda bakım maliyetini artırır.
Doğru planlama ise peyzaj alanının zaman içerisinde doğal gelişimine izin verir.
Bu nedenle peyzaj tasarımında yalnızca bitkinin dikildiği günkü boyutuna değil, beş veya on yıl sonra ulaşacağı büyüklüğe de bakmak gerekir.
Kurumsal peyzaj yalnızca binanın çevresini güzelleştiren bir unsur değildir.
İnsanların bir kuruma ilişkin ilk izlenimlerinin önemli bir bölümü dış mekânda oluşur.
Giriş alanları, yürüyüş güzergâhları, dinlenme bölgeleri ve ortak yaşam alanları kurumun fiziksel kimliğinin parçalarıdır.
Ancak yoğun kullanılan kurumsal alanlarda yalnızca estetik kriterlerle hareket etmek yeterli değildir.
Bitkilerin;
kullanım yoğunluğuna, bakım kapasitesine, sulama olanaklarına ve alanın fonksiyonuna uygun olması gerekir.
Bu nedenle kurumsal peyzajda görsel kalite ile operasyonel sürdürülebilirliğin birlikte ele alınması önemlidir.
İyi bir peyzaj projesinde birbirinden bağımsız gibi görünen birçok karar aslında birbiriyle bağlantılıdır.
Yanlış bitki seçimi daha fazla sulama ihtiyacı doğurabilir.
Yanlış sulama, bitki sağlığını bozabilir.
Uygun olmayan toprak koşulları daha fazla gübre kullanımına yol açabilir.
Yanlış çim seçimi sürekli yenileme ihtiyacı oluşturabilir.
Bütün bunlar zamanla daha yüksek bakım ve işletme maliyetleri anlamına gelebilir.
Peyzaj danışmanlığının amacı bu kararları birbirinden bağımsız vermek yerine bütüncül bir sistem içerisinde değerlendirmektir.
Biz;
alan koşullarını, iklimi, kullanım amacını ve bakım gereksinimlerini değerlendirerek;
doğru bitkinin, doğru çim tohumunun, uygun yetiştirme ortamının, gübreleme yaklaşımının ve sulama sisteminin seçilmesine yönelik çözümler geliştiriyoruz.
Bir peyzaj alanının gerçek başarısı açılış günündeki görüntüsüyle ölçülmez.
Bir yıl sonra nasıl göründüğü,
üç yıl sonra bitkilerin ne kadar sağlıklı olduğu,
ne kadar su tükettiği,
ne kadar bakım gerektirdiği
ve yıllar içerisinde kendi karakterini ne kadar koruyabildiği çok daha önemlidir.
Bu nedenle bizim için iyi peyzaj;
yalnızca güzel görünen değil, bulunduğu koşullara uyum sağlayan peyzajdır.
Doğru bitkiyi seçmek, doğru toprağı oluşturmak, suyu doğru yönetmek ve bakım ihtiyacını daha tasarım aşamasında düşünmek uzun ömürlü alanların temelini oluşturur.
Çünkü peyzaj, bir alanı sadece bugüne hazırlamak değildir.
O alanın yıllar sonra da yaşamaya devam etmesini tasarlamaktır.
Bahçeden kurumsal alana, ortak yaşam alanından geniş ölçekli peyzaj uygulamalarına kadar her projenin koşulları farklıdır.
Bu nedenle her projeye aynı bitki listesini, aynı çim karışımını veya aynı sulama sistemini uygulamak yerine alanı anlamak gerekir.
Önce alanı okuruz.
Toprağı, iklimi, güneşi, suyu ve kullanım biçimini değerlendiririz.
Sonra doğru bitkiyi ve doğru sistemi seçeriz.
Çünkü sürdürülebilir peyzajın temelinde daha fazla bitki, daha fazla su veya daha fazla bakım yoktur.
Doğru planlama vardır.
Ve iyi planlanan bir peyzaj yalnızca bugünü güzelleştirmez.
Yıllar boyunca yaşamaya devam eder.